Instagram yeni iş imkânlarına kapı aralıyor

Ana Sayfa » Sosyal Medya - Instagram yeni iş imkânlarına kapı aralıyor

instagramDünyayı görsel bir zeminde buluşturan ‘instagram’ üretim ve estetik sunum esasına dayalı bir sosyal ağ. Bir seyahat fotoğrafı, fırından yeni çıkmış tarçınlı kek ya da son ilmekleri atılmış bir bebek battaniyesi… İnstagram yeni iş imkânlarına da kapı aralıyor artık.

Sosyal medya” hakkında iyi bir şeyler söylemek pek alışıldık bir durum değil. Hayatımıza ansızın giren ve bizi savunmasız yakalayan her şey gibi tedirgin, eleştirel yaklaştığımız bir mecra burası. Faydalarından çok zararlarına odaklanmış durumdayız. Orası sanal bir dünyadır neticede ki bu sanal kelimesi neredeyse ‘yalan’ sözcüğü kadar ürpertir bizi. Vakit düşmanıdır ve kişiyi türlü tehlikelere savurabilme potansiyeline sahiptir. Üstüne üstlük bir noktadan sonra usanç ve yorgunluk oluşturur insanda…

Doğrusu şu ki, böylesine bezdirici bir tablo çizmenin hiç lüzumu yok bugün. Bütün mesele, sosyal medyada kendine uygun bir alan keşfetmek ve orada neler yapabileceğini bulmak aslında… Bir başka deyişle neyi paylaşacağına karar vermek; siyasi görüşleri mi, aile fotoğraflarını mı, öğlen yemeğini mi, yoksa üretilen işleri mi? Tamam, sadede geliyoruz, biz şu sıralar ‘işlerin’ paylaşılabildiği instagramı diğer mecralardan yeğ tutuyoruz; çünkü burada ‘az söz, çok iş’ prensibi hâkim. Aile fotoğrafları paylaşımına ve siyasi tartışmalara hiç sıcak bakılmıyor ve en güzeli de ‘estetik’ kaygılar ön planda tutuluyor. Üstelik instagram birçok kişi için yeni bir iş sahasına dönüşüyor yavaş yavaş…

Instagram dünyasında neler olup bittiğini anlamak için bu alanı etkin ve faydalı kullanabilen kişilerin evlerine ve ofislerine konuk olduk. Kimi kahvaltıya buyur etti, kimi ikindi çayına… Sohbet her seferinde o günün bir instagram karesini çekmekle son buldu. Şimdi bakalım neymiş, ne değilmiş şu instagram dedikleri…

İnstagram bir ihtiyaç mı?

Fotoğraf paylaşımı esasına dayanan instagram öncelikle bir kişisel galeri imkânı sunuyor size ki bu galeriye rahatlıkla tablolarınızı astığınız bir sergi salonu gözüyle bakabilirsiniz. Her gün yeni fotoğraflar ekleyebilir ve ‘tabloyu duvara iliştirir iliştirmez’ dünyanın her köşesine ulaştırabilirsiniz. Yapıp ettiğini, ürettiğini, tecrübelerini paylaşmak insanın tabiatında var muhakkak; ama biz yine de görüştüğümüz beş kişiye de sorduk; “Neden buradasınız?” Kırk binden fazla takipçisi olan ve @ancienm kullanıcı adıyla fotoğraflar paylaşan Ravza Kızıltuğ, iş yerindeki üretimlerinde yeterince özgür olmadığını fark edince yönelmiş instagrama; “Bir yayınevinin kitap kapaklarını tasarlıyorum. Çok da sevdiğim bir iş; ama 10 yıldan sonra kendi istediğim şeyleri yapamadığımı gördüm ve instagram, kendi zevkime uygun işleri paylaştığım yer olsun istedim.” Ravza daha ziyade minimal paylaşımlar yapıyor ve bu kez kitap kapakları değil, objelerin itinayla, incelikle yerleştirildiği masalar, duvarlar tasarlıyor. Burası, kendi gördüğü ve herkese göstermek istediği bütün güzel şeyleri bir araya topladığı bir ‘fotoğraf albümü’ onun için. Zerrin Konuralp’in instagram macerasının da ‘işyeri bunaltısı’yla başladığı söylenebilir. Onun galerisinde (@purecotton_) gezinirken zaten, bir yazılım şirketinin operasyon müdiresini değil, ‘evim, güzel evim’ diyen maharetli bir kadını görürsünüz. Tığ işi bebek battaniyeleri, çantalar, pazen kumaşlar, yumak sepetleri, çiçek saksıları… İlk gençlik yılları Adana’da ressam bir annenin, hamarat bir teyzenin ve halaların yanında örgü dikişle geçmiş meğer. Paylaşımlar bilhassa da hanımlar söz konusu olduğunda, yetişme tarzını da ortaya koyuyor zaten. ‘Fotoğraflı takvim’ benzetmesi yaptığı galerisinde birbirinden güzel, tığ işi bebekler ve oyuncaklar paylaşan Fatma Cihan söz gelimi, “Annemin ve anneannemin teşvikiyle tığı elime aldığımda altı yaşımdaydım. İlkokuldan üniversite yıllarına kadar kermesler için dantel ördüm. Sonra iş hayatı yüzünden atıl kalan bu hobi, bebeğim olup da eve çekilince canlanmış oldu.” İnstagramda şiirsel, romantik, naif bir dünya oluşturan Sümeyye Demirel(@sumbulteber) de odasını görüp de ‘Her şey nasıl böyle ince ve estetik olabiliyor ki!” diye hayrete düşen arkadaşlarına, meslek lisesi dikiş bölümünden mezun olup desen tasarım kursuna giden annesini gösteriyormuş. “Kalabalık bir aileyiz’ diyor Sümeyye, “Halalarım, yengelerim hep maharetlidir. Ben de dikiş dikiyorum, illüstrasyon yapmaya çalışıyorum. Kâğıtları, renkli kartonları seviyorum, görüp beğendiğim bir şeye ‘Yapabilir miyim?’ diye bakıyorum hep, aynısı olmasa da farklı güzellikte bir şey çıkıyor çoğu zaman.” İnstagram Sümeyye için görsel bir günlük, bir serüven, bir yolculuk gibi… Bu yolda istediğiniz zaman geriye dönebilir, önceden neler yaptığınıza bakabilirsiniz. Fakat önceden yaptıklarınıza büyük ihtimalle burun kıvırırken yakalayacaksınız kendinizi… Acaba neden?

Gözü eğitir, farkındalık oluşturur

Bugün kime sorsanız, ilk paylaşımlarının ne kadar acemice olduğundan söz edecektir size. Kimi galerilere aşağıdan yukarıya hızlıca göz attığınızda bile karmaşanın yerini zamanla yalın ve sade bir anlatıma bıraktığını görebilirsiniz zaten. Bir yıl önce, masa üzerindeki kahve fincanı öyle bir başına çok güzel görünmüştü muhtemelen gözünüze ya da mor çiçekli menekşe saksınızı paylaşmak istemiştiniz hemen. Meselenin başka türlü olduğunu; her şeyin bir düzen içinde ve estetik biçimde sunulması gerektiğini sonra anladınız. Türkiye’den, Londra’dan, Viyana’dan, Tokyo’dan başarılı galerileri ziyaret ederek, nasıl yapmışlar sorusunu sorarak… Bu zaviyeden, instagramın gözü eğiten, beğenileri incelten bir mecra olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla. Bizim görüşmecilerimiz de böyle düşünüyor hem… “İlk paylaşımlarım ibret vesikası olarak duruyor” diyor Zerrin gülerek, “Onlara baktığımda hem ürettiğim işler, hem de sunum olarak gelişme kaydettiğimi açıkça görebiliyorum. Nereden nereye geldiğimi unutmamak için de silmiyorum eski fotoğrafları.” Sümeyye’nin eskileri saklamak isteyişinin ise bambaşka bir sebebi var; “Renkler sunumlar daha acemice tabii; ama silip atmadım yine de. Kişisel hikâyemi silmek gibi geldi bu… Fotoğraf kötü, alelade olabilir; ama altında çok güzel yorumlar var, silersem onlar da oradan gidecek. Gitmesin, orada kalsın istiyorum.”

Bu dünyaya adım attığı ilk günlerde ne paylaşacağına henüz karar vermemiş olan Fatma Cihan, ilk etapta bebeğine ördüğü bir çift patiğin fotoğrafını koymuş oraya, bir süre başka galerilerde gezinmiş ve bu gezintiler onu kısa sürede usta işi oyuncaklar yapan bir hanıma dönüştürmüş. Cihan, ustalığa giden yolda, takipçilerin beğenilerinin ve yorumlarının büyük etkisi olduğunu düşünüyor; çünkü burada gördüğü takdir yeni projeler için teşvik ediyor onu. Bu konu önemli; instagram kullanıcıları, hemen her gün paylaşım yapma gerekliliğinin üretimi teşvik ettiği konusunda hemfikir çünkü… Hayatınızda yeni bir güzellik olmalı ki o gün paylaşımda bulunabilesiniz. Üstelik küçük güzellikler bunlar; yeni alınmış bir kitap, keşfedilmiş bir kafe, bir orman yürüyüşü, bir binaya düşen güneş ışığı, yeni başlanmış bir el işi… Bu durumda ‘farkındalık’ oluşturmasını da instagramın hanesine olumlu bir not olarak düşebiliriz. Sizi, evinize, eşyalarınıza, dışarıda vakit geçirdiğiniz mekânlara, her gün önünden geçip gittiğiniz bir binaya daha dikkatli bakmaya, rutinlerinizde bile estetik aramaya iten bir güçle karşı karşıyasınız şimdi. Anneannenizden kalan porselen bir tabak, bir demet papatya, emaye demlik, eski bir parfüm şişesi, sararmış bir fotoğraf işte mükemmel birer instagram malzemeleri olarak duruyor önünüzde. Bu güzellikler daha önce de sizin hayatınızdaydı doğru; ama onları bir kompozisyon içinde sunmayı bilmiyordunuz. İnstagram evet, kimilerinin dediği gibi simetri hastası yapmış olabilir bizi; ama bu işi ciddiye alan herkes bir parça tasarımcı sayılabilir artık.

Öğren, öğret…

Eğer doğru yerden bakarsanız, instagramın ‘takip’ esasına dayalı özgün bir öğrenme yöntemi olduğunu görebilirsiniz. Ve kesinlikle ilham verici… Zerrin’in bebek battaniyelerine özenip tuhafiye yolunu tutan kim bilir kaç kişi var ki onlardan biri de bu satırların yazarı… Yine onun çiçeklerini görüp kıyı köşedeki teneke çay kutularını ortaya döktüğümüzü de itiraf edelim hadi. Ravza’nın kahvaltı masalarına sofra düzeni hakkında eşi bulunmaz bir ders gibi bakılabilir pekâlâ… Sümeyye’nin birbirinden güzel kolajları, kendi elceğiziyle yaptığı mektup zarfları, bir dikişe başlayacağının habercisi kumaşları, makası; ama en çok da fotoğraflarının altına yazdığı dizeler, edebî alıntılar dünyayı güzelleştiren detaylar olarak sizin hayatınıza da hoşluk katabilir. Normal şartlarda bir araya gelemeyeceğiniz yüzlerce insanın hayata nasıl baktığını, nerelerde gezip dolaştığını, meşguliyetlerini görmek fena mı? Bir fincan kahve yanında görünüveren kitap, dergi kapaklarıyla bir okuma listesi oluşturulabilir hem…

İnstagram bu yönüyle herkesin elinde avucunda ne varsa ortaya döktüğü bereketli bir pazara bile benzetilebilir, alışveriş sanatını bilene tabii… Fatma Cihan söz gelimi, instagram vesilesiyle kendisini ifade edebilecek kadar İngilizce öğrenmiş. Bebek yapma sanatı ‘amigurumi’ ile çoğunlukla Uzakdoğulu ve Amerikalı hanımlar ilgilendiği için onlara soru sormak, yorumlara cevap yazmak zorundaymış çünkü… Şu sıralar, Alman takipçileriyle de hiç değilse sözlük yardımıyla iletişim kurabilen Cihan’a göre instagram ‘asrın hastalığı’ dediği can sıkıntısına birebir; “El işlerinin beğenilmesi, evdeki çamaşır, bulaşık, temizlik döngüsünden kurtarıyor insanı. El işi yaparken rahatlıyorum ve fotoğrafını paylaşınca başkalarına anlatıyormuş, konuşuyormuşum gibi hissediyorum. Takip ettiğim galerileri, beğendiğim işleri de ileriye dönük projelere ilham verecek bir arşiv gibi görüyorum.”

Yeni bir iş sahası

İnstagram bilhassa el emeğiyle bir şeyler üretenler için yeni bir iş sahası. Kimi pasta siparişi alıyor buradan, kimi bebek battaniyesi, kimi tığ işi oyuncak kimi el yapımı defter… Takipçi sayınız fazla ise ve galeriniz, Ravza Kızıltuğ’un galerisi gibi instagram tarafından diğer üyelere önerildiyse reklam alma ihtimaliniz de epey yüksek demektir. Ravza, buradaki paylaşımlarının ileride hangi kapıları açacağıyla pek ilgili değil şimdilik; ancak Zerrin, ileride tığ işiyle hayatını kazanmak istediğinden emin. Sümeyye de, İlahiyat Fakültesi’nde okuduğu hâlde el becerilerinin bir mesleğe dönüşmesini ümit ediyor. Bu arada Fatma Cihan’ın oyuncak bebeklerinin de epey taliplisi olduğunu söyleyelim. Hobisinin ileride yaşamayı planladıkları yurtdışında ona hazır bir sosyal ortam sunacağına inanıyor Fatma; “Amerika’da kadınlar örgü buluşmaları yapıyor. Yurtdışına gidersek benim için sosyal bir alan var. Bu işin literatürüne hâkimim ve o sosyal ağın içindeyim. Temas edilebilir bir yer burası.”

personel alımı 2017, memur alımı 2017, memur forum, memurlar.net, kpss, iş ilanları 2017, kaç puan, eleman.net, secretcv, kariyer.net, açıklandı mı, yenibiris.com, memurhaber.com, hürriyet gazetesi iş ilanları, takvim gazetesi, posta gazetesi iş ilanları sitesi.