‘KADRO’ YOLU KAPANIYOR!

Müebbet taşeron

MÜEBBET TAŞERON!

Yandaş basında her gün “Taşeron işçilere müjde”, “Taşerona kadro geliyor” şeklinde haberler yayımlanıyor.Oysa Evrensel’in ulaştığı torba yasa taslağı tam aksini söylüyor. Torba yasadan taşeron işçilere kadro çıkmadığı gibi “muvazaa” tespit edildiğinde, işçilerin kamunun işçisi sayılmasının da önüne geçiliyor. Muvazaalı, hileli, kanuna aykırı taşeronluğa yasal kılıf uyduran torba yasa işçileri, “müebbet taşeronluğa” mahkum ediyor.  Torsa yasada kamudaki asıl işlerin, hiçbir koşul aranmaksızın tümüyle özel şirketlere verilmesine olanak sağlanıyor ve ‘taşeron cumhuriyeti’ne giden yol tümüyle açılıyor!

‘KADRO’ YOLU KAPANIYOR!

İş Yasası’nın 2. maddesine göre, bir taşeron ilişkisinin muvazaalı (hileli) olduğu tespit edildiği takdirde, taşeronda çalışan işçiler başlangıçtan yani işe ilk girdikleri tarihten itibaren asıl işverenin işçisi sayılıyor. Muvazaanın kesinleşmesi ile birlikte, taşeron ilişkisi sona eriyor, işçiler artık asıl işverenin işçisi haline geliyor. İşçiler geçmişe yönelik olarak asıl işverenin işçilerinin ücret ve diğer haklarını talep edebildikleri gibi, geleceğe yönelik olarak da asıl işverenin işçisi haline gelmiş oluyor.

Hastaneler, üniversiteler, madenler ve Karayolları başta olmak üzere çok sayıda kamu kurum ve kuruluşlarında, muvazaayı kesinleştiren çok sayıda yargı kararı var ancak uygulanmıyor. Buna rağmen, muvazaanın tespit edilmesi, hem taşeron işçiler hem sendikalar bakımından büyük önem taşıyor. Ancak AKP Hükümetinin torba yasası, taşeron işçilere “kadro” getirmediği gibi “muvazaa”nın sonuçlarını değiştirerek, işçilerin kalan tek kadro umudunu da yok ediyor. Kamudaki taşeron işçilerin, kamu işçisi olmalarının önü tamamen kapatılıyor.

HİLELİ TAŞERONLUĞA KILIF

Torba yasanın 5. maddesi ile İş Yasası’nın 2. maddesinin 8. fıkrası şu şekilde değiştiriliyor: “Yedinci fıkra hükümlerine aykırı olarak alt işverene iş verilmesi veya asıl işveren işçilerinin hakları kısıtlanmak suretiyle alt işveren tarafından işe alınarak çalışmaya devam ettirilmesi hallerinde, alt işverenin işçilerine ödenecek ücret ve diğer sosyal haklar asıl işverenin emsal işçisine ödenen ücret ve sosyal haklardan az olamaz.”

Böylece bir taşeronluk ilişkisinin “muvazaalı” olduğu tespit edilse dahi, taşeron ilişkisi sona ermeyecek. İşçiler asıl işverenin işçisi haline gelmeyecek ve taşeronun işçisi olarak çalışmaya devam edecek. Böylece muvazaalı taşeron ilişkilerine yasal kılıf uydurulacak ve hileli, kanuna aykırı taşeron ilişkileri sürecek. Muvazaa tespit edildiğinde, taşeronun işçilerine asıl işverenin emsal işçisine ödenen ücret ve sosyal haklar ödenecek.

İŞÇİLER KAPI ÖNÜNE KONACAK!

Ancak, bu durumda işçileri kötü bir haber daha bekliyor. Muvazaa tespit edildiğinde, taşeron işçisinin maliyeti asıl işverenin işçisinin maliyetine ulaşacak. Böylece, muvazaa tespit edildikten sonra yapılacak ilk ihalede, maliyeti artmış olan işçileri çalıştıran taşeron şirketin yeni ihaleyi kazanması neredeyse imkansız hale gelecek. İhaleyi kazanan bir başka taşeron şirket ise ücret ve sosyal hakları yüksek seviyeye ulaşmış olan işçileri çalıştırmaya devam etmek yerine kendi işçilerini getirecek. Böylece, muvazaalı çalıştırıldığı tespit edilen işçiler kapı önüne konacak. Bu nedenle işçiler ve sendikalar, muvazaa tespiti istemekten imtina edebilecek.


BAKAN YALAN SÖYLEMİŞ!

Asıl işlerin bir bölümünün alt işverene verilmesine ilişkin İş Yasası’nın 2. maddesinde yer alan “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” koşulunun değiştirilmesi, Üçlü Danışma Kurulu toplantılarında tartışma konusu olmuştu. Türk-İş, DİSK ve Hak-İş, koşulun değiştirilmesi ve asıl işlerin taşerona kolayca verilebilmesine şiddetle karşı çıkmıştı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ise, son dönemde yaptığı açıklamalarda,  İş Yasası’nın 2. maddesinde yer alan taşeronluk tanımına ve asıl işlerin taşerona verilmesine ilişkin koşula dokunmadıklarını ifade etmişti.

Ancak torba yasada yer alan iki düzenleme, Bakan Çelik’in açıklamalarının tam tersi yönünde. AKP Hükümeti torba yasa ile kamuda asıl işleri, hiçbir koşul aranmaksızın taşerona vermenin olanağı yaratmayı amaçlıyor. Torba yasanın 2. maddesinin 3. fıkrasında, “İdarelere ait bir işyerinde yürütülmekte olan işin tamamına ilişkin hizmetler için işyerinde idarenin kendi personeli çalıştırılmaması kaydıyla ihaleye çıkılabilir” deniliyor. Ardından bu düzenlemeye atıf yapılarak torba yasanın 5. maddesinin 1. fıkrasında idareye ait işyerlerinde “Mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin tamamının başka bir işverene verilmesi alt işverenlik ilişkisi oluşturmaz” deniyor.

TAŞERON CUMHURİYETİNE DOĞRU

Bu iki düzenleme ise şu sonucu doğuruyor. Kamu kurum ve kuruluşları, kendi personelini çalıştırmadığı sürece, asıl işin tümünü hiçbir koşul aranmaksızın özel şirketlere ihale edebilecek. Ancak, asıl işin tümü ihale edildiği halde bu ilişki bir alt işverenlik (taşeronluk) ilişkisi sayılmayacak. Böylece İş Yasası’nın 2. maddesinde yer alan “İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirme” koşulu aranmadan kamu tarafından yapılan tüm asıl işlerin şirketlere verilebilmesinin, taşeronlaştırılmasının ve özelleştirilmesinin yolu açılacak.

KARAYOLLARI VE MADENLER ÖRNEĞİ

Bugün kamuya ait bir madendeki kömür çıkarılması ve taşınması işi ihale edildiğinde, bu alt işverenlik ilişkisi sayılıyordu. Ancak torba yasadaki düzenleme ile artık, bu ihale alt işverenlik ilişkisi sayılmayacak ve hiçbir koşul aranmadan madenin tüm asıl işleri taşerona verilebilecek. Yine benzer biçimde Karayollarının bir bölgedeki asıl işlerini tümüyle bir şirkete ihale etmesi de taşeronluk sayılmayacak. Bu işlerde çalıştırılan işçiler de artık taşeron işçisi sayılmayacak ve taşeron işçileri koruyan yasal düzenlemelerden yararlanamayacak. Öte yandan AKP Hükümeti, madenler, Karayolları ve çeşitli kamu kurumları için verilen muvazaa kararlarının da üzerini kapatma şansı yakalayacak.